top of page

İşaret parmakları

Biliyorsunuz ki 6 Şubat'ta enkazını henüz kaldırabildiğimiz ve Cumhuriyet tarihinin en büyük kayıplarından birini verdiğimiz bir deprem "felaketi" yaşadık.  Öyle kayıplarımız deyip geçtiğime bakmayın. Her biri bu toprakların evladı, eşsiz hikayeleri olan değerli insanlarımızı kaybettik. Bir de misafir olarak ağırladığımız Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin sporcuları, çocuklarımız vardı. Günlerce acıyı, kederi konuştuk. Durumun vahametini kavramak adına içinde bizzat ailemizin bulunduğu düşünsel simülasyonlar kurguladık. Hasıl-ı kelam biz problemi gösteren işaret parmakları olduk.

O işaret parmaklarından biri alanda bulunan mimarlar ve mühendislerdi. Tüm halkımız gibi onlar da ilk andan itibaren ellerini taşın altına koydular. Hepsinin tek bir derdi vardı: "Ne yapabiliriz?" Deprem çalışma grubu çatısı altında toplanan her bireyin işaret ettiği tüm sorunlar ve çözümler bizi tam da bu noktaya ulusal konut projesine getirdi. Çünkü içlerinden biri dedi ki; "Durun, bir başka Türkiye mümkün."

Şimdi gelin hep birlikte bu "bir başka Türkiye'nin" düşünsel simülasyonunu kurgulayalım. Hayallerimizde canlandıralım, parmak uçlarımızla dokunacakmışçasına gerçekçi olsun.

Çünkü neden olmasın? Her şey hayal etmekle başlar. Hazırlanın gidiyoruz.

Ulusal konut projesi evlerinden biri burası. Bir köy ve bu ev bu köyün içinde. Köy altıgen şeklinde tasarlanmış merkezde kamu binaları var. Kuş bakışı pizza dilimleri gibi görünüyor. Bizimki bir bilim sanat köyü. Lise ve üniversitelerin ilgili bölümleri haftanın bir iki günü burada uygulamalı eğitimler veriyor. Çocuklar için de çok verimli bilim sanat parkları var.

Bir kaç km ara ile tarım köyleri, endüstriyel orman ürünleri köyleri, hayvancılık, tekstil vs. alanlarında köyler var. Dilersek et ve süt ürünlerini diğer köylerdeki çiftliklere gidip kendimiz alabiliyoruz. Alt yapı buna göre dizayn edilmiş. Hiç bir atık israf edilmiyor ya da çöp sayılmıyor, tüm yan ürünler işlevsel bir şekilde dönüştürülebiliyor. Toplu ulaşım da çağ atlanmış, önemli bir ayrıntı... İşsizlik asla söz konusu değil mesela. Tüm zanaat dalları destekleniyor. Kendi köyümdeki ahşap oyma ve çivisiz birleştirme teknikleri üzerine eğitimler veren atölyeye bayıldım. Köyü dolaşmaya devam edelim. Hem çok yeni hem de çok tanıdık geliyor. Yer yer abbaralar ile karşılaşıyorum, Mardin sokaklarını andırıyor. Merak etmeyin yaygın bir uygulama değil bir tiyatro binasının bölümleri arasında dekoratif amaçlı yapılmış sadece. Sokaklar doğal taş ile döşenmiş hiçbir mevsimde parçalarda çamur olmuyor. Çünkü yağmur suyunu topluyormuşuz. Tarihi mekan ve sit alanlarından biraz uzağız, oralar restore ediliyor.

Yorulmuş olmalıyım, eve dönüyorum. Gelmişken kısa bir ev turu da yapalım mı? Ne dersiniz?

Salonum gayet geniş, 7 çocuklu bir aile için bile yeterli :). Sade döşenmiş, gösterişten uzak üstelik boğucu bir kalabalığı yok. Söylemeden geçemeyeceğim, mobilyaların tümü sabitlenmiş. Sağımda mutfağım var. Beklediğim kadar büyük değil mi ne? Hakkını yemeyelim şimdi, evye, dolaplar, bulaşık makinesi ve diğer tüm eşyalar ergonomik tasarlanmış, hepsi de en verimli biçimde kullanım kolaylığını sağlayacak şekilde konumlandırılmış. Verandaya açılan bir kapısı var ki sormayın. Orası benim cennet köşem.

Bodrum katım var bir de. Orayı atölye olarak kullanıyorum. Tüm kil ve silikon malzemelerim orada. Baş köşede heykel sehpam var. Çatı arası katı var bir de. Gün içinde kullanılmayan tüm odalar orada. Uyku, kitap okuma vesaire tüm etkinlikler orada yapılıyor.

Bunlar benim hayallerim tabii. Takılmayın siz benimkilere kendi hayalinizi kurun. İsteyin! Bakarsınız hepimizin hayalleri birleşir. Gerçeküstü bir huzur yakalarız. Hep birlikte hayallerimizi işaret edelim. Biz bunlara değeriz çünkü.

Esen kalın.

62 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör
bottom of page