top of page

Röportaj: "Gelecek Yüzyılın Yaşam Alanlarını Tasarlıyoruz"

Güncelleme tarihi: 17 Nis 2023

ZorbaTv: Bize öncelikle kendinizden bahseder misiniz? Sizi tanıyalım.

Mimar Şenol Gökner
Mimar Şenol Gökner: Öncelikle sizlere kendimden bahsetmek istiyorum. Ben Mimar Şenol Gökner. 1983 Çankırı doğumluyum. Zonguldak Fen Lisesi'nden ve ardından İTÜ Mimarlık Fakültesi'nden mezun oldum. 18 yıldır uygulama, proje ve yöneticilik pozisyonlarında görev alarak mesleki üretimimi sürdürüyorum. Uzmanlık alanım sağlık yapıları mimarlığıdır. Alanımın dışında, iki yıldır ülkemiz için vatandaşlık görevi olarak gördüğüm bazı konularda çalışmalar yürütüyorum. Bunlardan biri, doğrudan demokrasi için teknoloji geliştiren Tedapp projesidir. Depremden sonra mesleki alanımda ülkemize sivil toplum olarak destek vermek amacıyla Deprem Çalışma Grubu'nu kurdum. Bu gruptaki çalışmalarımız, depreme hazırlık için yapılabilecek en doğru çalışmanın Ulusal Konut Projesi olduğunu gösterdi.

ZorbaTv: Sürdürülebilir ve doğayla uyumlu bir tasarım olarak 'Ulusal Konut Projesi'ni görebilir miyiz? Yerel uyum ve Paris İklim Anlaşması gibi önemli bir antlaşmayı düşünürsek, proje bu konuya dikkat ediyor mu?

Mimar Şenol Gökner: Ulusal Konut Projesi, temel bir insan hakkı olan barınma konusuna tüm vatandaşlar için ortak bir çözüm ararken, ihtiyacın büyüklüğünden dolayı şehir ölçeğinde bir öneri ile geliyor. UKP, konut sorununa 20 yeni şehir kurulması önerisi üzerinden yaklaşıyor. Bahsettiğiniz sürdürülebilirlik konusu, bina veya parsel bazında değil, şehircilik ölçeğinde ele alınıyor tarafımızdan. Bu da, kesinlikle Paris İklim Anlaşması'na uyum açısından çok daha yüksek bir imkan sunuyor.

ZorbaTv: Projede sürdürülebilir kimliğe sahip kentler mi oluşturulacak? Şu anda İstanbul'un bir sokağı ve sosyokültürel farklılıklara sahip olan Mardin'deki bir sokak birbirine çok benziyor. Projeniz kimliksizleşme konusunda nerede duruyor? Buna bir çözüm getiriyor mu?

Mimar Şenol Gökner: Bu proje, eski kentlere dokunmuyor, onlara referans vermiyor veya onlardan referans almıyor. Cumhuriyetin yeni yüzyıl vizyonu olarak, 20 yeni kentin kendi konseptleriyle tasarlanması öngörülüyor. Mardin gibi bir şehri sürekli büyütürseniz, kimliğini sürdürme şansınız olmaz. Şehir planları her şehrin sınırlarını ve nüfus-yoğunluk öngörüsünü belirler. İhtiyaç olduğunda, yeni şehirler kurarak mevcut şehirlerin zarar görmesini engellersiniz. Şehirler bedenlerimiz gibi büyüyemiyor; yani yolları, altyapıyı, sosyal donatı alanlarını aynı derecede büyütemiyorsunuz. Başlangıçta buna uygun tasarım yapılsaydı belki mümkün olurdu, ancak şu anda şehirlerimizin büyümesi sağlıklı bir bedenin organik büyümesine benzemiyor, daha çok sağlıksız bir bedende tümör oluşumuna benziyor. Bu durumun önüne geçmek ve eski şehirlerimizi de sağlığına kavuşturmak için, yeni planlı, afet dirençli, insan odaklı ve doğaya uyumlu şehirler kurmamız gerekiyor. Bu yeni şehirler kendi kimlikleriyle inşa edileceği için, sorunuzun dışında bambaşka bir yerde duruyor. Biz gelecek 100 yılın yaşam alanlarını tasarlamaktan bahsediyoruz.


ZorbaTv: Birçok kentin belleği yok oldu. Bunu sadece barınma sorunu olarak mı görüyorsunuz? UKP (Ulusal Konut Projesi) bir acil müdahale projesi olarak mı doğdu?

Mimar Şenol Gökner: UKP, az önce bahsettiğim acil barınma ihtiyacını çözen ancak çok daha yüksek bir amaca ve vizyona hizmet eden bir projedir. Şu anda hemen hemen bütün şehirlerimiz, rant sebebiyle niteliksiz yüksek yapılar tarafından işgal edilmiş durumdadır. Bu yeni şehirlerde, halkın büyük çoğunluğunun müstakil konutlarda yaşayabileceği bir planlama öngörüyoruz. Hollanda, İsveç ve birçok Avrupa ülkesi bunu başarmış durumda. Amerika ve Kanada gibi ülkeler ise bu insani yaşam alanlarından taviz vermiyor. İncelediğinizde, onların az katlı, bahçeli, yeşil alanları ve sosyal donatıları yeterli olan düzenli şehirler kurduklarını ve bunların yasalarla korunduğunu görüyorsunuz. Biz birçok suni gündemle meşgul edilirken, şehirlerimiz arazi ve inşaat rantı için talan edildi. Bu şehirleri acilen yıkıp yeniden yapmak mümkün değil. Bu sebeple, kendi içinde yeni bir gerçekliği olan ve diğer şehirlerin yükünü aldıktan sonra onların da dönüşümüne imkan sağlayacak olan yeni şehirler, UKP vizyonunun en büyük parçasıdır.


ZorbaTv: Projenizde şu anda kimlerle ortak çalışma yürütüyorsunuz? Şehir planlamacıları, ekonomistler, yerel halk, siyasetçiler ve belediyeler bu projenin neresindeler?

Mimar Şenol Gökner: Proje ilk aşamada halkta bir müstakil konut ve yeni şehirler için talep oluşturmak üzere kendi hedefini belirledi. Bu talep öyle yüksek bir seviyede oluştu ve destek gördü ki, hızlı bir şekilde akademisyenler de projeye dahil olmaya başladı. Şu an projede görev almak için başvuran 600 kişi var. Yönetim Kümeleri kuruyoruz ve bu vatandaşlarımızı 6 kişilik fikir kümeleri halinde organize ediyoruz. Her kümeye bir proje lideri ve küme sözcüsü belirliyoruz. Mimarlar, mühendisler, şehir plancıları, ekonomistler, psikologlar, hukukçular ve sosyologlar başta olmak üzere toplumun her katmanından destekçilerimiz var. Herkes bir görev alıp proje için canla başla çalışıyor. Tabii ki, bizim amacımız şu anda yine de bu şehirleri tasarlamak değil, onların nasıl şehirler olması gerektiğini tanımlamak ve bu talebi büyütmek.


ZorbaTv: Susuzluk ve aşırı sıcaklar bu kentlerin en büyük sorunlarından. Bunlar için Ulusal Konut Projelerini şu an uygulanmakta olan toplu konut projelerinden ayıran nedir?

Mimar Şenol Gökner: UKP, tüm güncel ihtiyaçlar ve bilimsel gerçekler ışığında, kendine yetebilen, verimli ve sürdürülebilir vizyon kentler ortaya koymak istiyor. Bu çerçevede yağmur hasadından gri su kullanımına kadar her şey tip proje içinde yerini aldı ve ona uygun bir örnek tasarım üretildi. Ayrıca yeşil alan oranı oldukça yüksek olan bu proje, aşırı sıcaklar konusunda oldukça büyük bir avantaj sağlayacaktır. Suyu israf etmeyen, yağmur hasadı yapan, gri suyunu kullanan ve yeşil bir şehir, bu konudaki sorunlarımıza sürdürülebilir çözüm getirecektir.

ZorbaTv: Caddeler, kaldırımlar, meydanlar her şey bir bütünün parçası. Bu konularda kendinize örnek aldığınız ya da çalışma yürüttüğünüz yabancı uzmanlar var mı? 2010 yılında Şili'de yapılan afet sonrası yapılar biliyorsunuz ki yarım bırakılmış, daha sonra yine mimar ve mühendislerin kontrolleri ile ev sahiplerinin isteklerine göre tamamlanmaları sağlanmıştı. Bu tür başarılı uygulamalar ile Ulusal Konut Projesinin vizyonu karşılaştırdığınızda neler sizi ön plana çıkarıyor? Neler bizim için uygulaması daha zor? Açıklar mısınız?

Mimar Şenol Gökner: Tüm dünyadaki örnekleri incelemeye devam ediyoruz. Kaldırımlardan, araç park yerlerine, yollardan üretim merkezlerine, eğitim alanlarından sağlık yapılarına, bütüncül ve insani bir bakış açısı getiriyoruz.
Afet sonrası konut tasarımı açısından bakacak olursak, Şili başarılı bir model ortaya koydu. Biz daha güçlü bir ülkeyiz ve doğru bir vizyon ve planlama ile çok daha iyisini yapabiliriz. Bu noktada arazi rantını devre dışı bırakarak, Avrupa'da birçok örneği olduğu üzere, konutlar için nitelikli arsa üretimini UKP Şehirleri çerçevesinde yaptığımızda, konut maliyetleri çoğu yerde yarı yarıya düşmüş oluyor. Yapı endüstrisinde bizim tasarladığımız tip projelere ait imalat kalemlerini vergi ve harçlardan muaf olarak temin ettiğimizde, bu şehirlerin kurulması için inanılmaz bir avantaj ortaya çıkıyor. Barınmanın temel bir ihtiyaç olduğunu söylemiştik. Bu ihtiyacı çözmek için yasa düzenleyicilerin, bu şehirlere özgü olmak üzere, gereken çalışmaları yapması halinde çok kısa bir zaman içinde bu hayalimize kavuşabiliriz.
UKP, Şili örneğine kıyasla, acil çözümden öte geleceğin vizyon kentlerini her yönüyle ele alıp toplumu da yüksek bir medeniyetin parçası olmaya ikna etme özelliği ile çok değerli ve önemlidir. Halkımız artık kendisi için en iyisi olanı istiyor. Çok geç kalınmış bir projedir UKP. Kentsel dönüşüm adı altında yapılan çalışmalar, şehir yoğunluğunu arttırdığı için çözüm olmaktan çok uzak maalesef.
Bizim için uygulaması zor olan şey ise mevcut şehirlerde herhangi bir düzenleme ve planlama yapmaktır. Serbest piyasa ekonomisi, rant ve mevcut oluşan hukuki altyapı mülkiyetler üzerinden ciddi sorunlar oluşturmuş durumda. Bir yanlışı düzeltmeye çalışmak yerine doğruyu yapıp yanlışı terk etmek üzerine kurguladığımız çözüm, arazi değerleri olması gereken yerlere düştüğünde eski şehirler için de yeniden yapılanma imkânının kendiliğinden oluşmasını sağlayacaktır.

Röportaj yapan kişi:

247 görüntüleme1 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör
bottom of page